Bugun...


ŞAHAP KAVCIOĞLU

facebook-paylas
ASGARİ ÜCRET NE KADAR OLMALI?
Tarih: 08-12-2020 15:11:00 Güncelleme: 08-12-2020 15:11:00


Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2021 yılında uygulanacak ücreti belirlemek üzere aralık ayının ilk haftasında ilk toplantısını yaptı. Kalan üç toplantının ardından yeni asgari ücretin belirlenmesi bekleniyor. Her sene bu tarihlerde yapılan bu toplantılar, hükümeti temsilen ilgili bakanın başkanlığında işveren ve işçi temsilcileri arasında yapılıyor. Oluşturulan 15 kişilik bu komisyon bir anlaşma zemini bulmaya çalışıyor. Genelde de ülke gerçekleri göz önüne alınarak bir rakam belirlenmeye çalışılıyor.

 

Yıllardır tartışmaların temelini oluşturan konu ise, asgari ücretin açlık veya yoksulluk sınırı sayılan rakam kadar olması. İşçi kesimi genelde 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı sayılan rakamın ödenmesinde ısrarcı olurken, işveren de en azından açlık sınırı sayılan rakam kadar olması konusunda direnç gösterir. Hükümet ise, aklının bir köşesinde bütçe rakamları olduğu için en az vergi kaybı olacak bir oranda anlaşılması tarafındadır. Sonuçta açıklanacak asgari ücretse tam olarak kimseyi memnun bırakmaz. Muhtemelen yine benzer bir durum olacak.

 

Brüt 2.943, net 2.324 lira olarak uygulanan asgari ücrete, 2021 yılı için öngörülen %12 enflasyon oranının biraz üzerinde artış yapılacağı belirtiliyor. Bu talep hükümetin ve kısmen de işverenlerin istediği oran. Bu da yaklaşık nette 2.650 lira. Ancak işçi temsilcilerinin arzusu, en azından 2.750-3.000 lira aralığında olması yönünde. Bu yıl ve önümüzdeki yıl pandemi salgınını göz önünde bulundurursak, bu rakamın en azından işçilerin talebi noktasında olması bu kesimi rahatlatacaktır.

 

Tabi ki asgari ücrette birden yüksek artış sağlanması uzun yıllardır oluşan dengeleri bozacaktır. Yapılacak ücret artışı, ekonomik koşullar ve işletmelerin durumunu da göz önüne alınarak yapılmalıdır. Aksi takdirde işletmeler tarafında yatırım ve yeni istihdam kararlarını olumsuz etkileyecektir.

 

Diğer taraftan, AB ülkelerinde çalışanların içinde asgari ücretle çalışanların payı en fazla %19,7 iken, Türkiye’de bu oran %40 oranında gözüküyor. Bu oranın yüksek olmasının nedeni, daha yüksek ücretle çalıştırılanların bile vergiden kaçınmak uğruna asgari ücretten gösterilmeleri. Bu ne yazık ki hem çalışan hem de işverenin onayıyla gerçekleşiyor. Ayrıca, ülkedeki göçmen sayısının fazlalığı, kaçak gelenlerin ucuz işçi olarak çalıştırılma potansiyeli de kayıt dışı istihdamı olumsuz etkiliyor. Bugün kayıt dışı istihdam %33 seviyesine gelmiş durumda. Dolayısıyla asgari ücretin işverene yansıyan maliyeti kayıt dışına yönelimin şiddetini de belirleyecektir. Kayıt dışı istihdamdaki bir puanlık artış maliyetinin 3,5 milyar lira olduğu belirtiliyor. Bu açıklamalar ışığında tüm kesimlerin taleplerine baktığımızda;

 

İşçi kesimi, asgari ücretin işçilerin temel ihtiyaçlarına yetmediğini belirterek, asgari ücretin belirlenmesinde ailenin geçim ücretinin baz alınmasını ve gelir vergisi adaletsizliğinin hem asgari ücretli hem de bütün ücretliler için düzeltilmesini talep etmekte. İşçilerin yıllardır asgari ücretin vergi dışı bırakılması talebi de hala gündemde.

 

İşveren kanadı ise, asgari ücret tespitinde ekonomik kriz ve salgın sürecinin yarattığı olağanüstü ekonomik durum ve kayıt dışılığın dikkate alınmasını istiyor. Bu bağlamda, asgari ücret desteğinin bu dönemde devam etmesinin yeni istihdam yaratmaya katkı sağlayacağını belirtiyorlar. Özellikle asgari ücretten kesilen %2 işsizlik sigortası işveren payının 2021’de alınmamasını, SGK işveren desteğinin %5’ten %6’ya yükseltilmesini istiyorlar. Ücret üzerindeki vergi ve prim yüklerinin de OECD ve Türkiye’nin rakip ülkeleri seviyesine çekilmesini talep etmekteler.

 

İktidar tarafı ise, son iki dönemdir yüksek düzeyde artışlara sahne olan asgari ücretin yeni ekonomik program ve 2021 bütçe hedefleri ile uyumlu olarak sonuçlanmasını bekliyor.

 

Özetle, asgari ücretin kabul edilebilir bir rakamda belirlenmesi çok önemli. Türkiye rekabet şartlarını düşük ücret maliyetiyle sağlayan bir ülke olmamalıdır. Asgari ücretin işçi ve işverenlerin beklentilerine uygun, enflasyonun üzerinde, çalışma hayatına olumlu katkı sağlayacak seviyede belirlenmesi gerekir. Çalışanlar için sosyal koruma ücreti olan asgari ücretin, kıdem ve ihbar tazminatı gibi uygulamalara da baz teşkil ettiğini unutmamak gerekir. Sonuçta, asgari ücretin gerçek bir geçim ücretine dönüşmesi en büyük beklentimiz.



Bu yazı 456 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
nöbetçi eczaneler
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI