Manavgat escort Alanya escort çanakkale escort Aydın escort muğla escort tekirdağ escort manisa escort balıkesir escort trabzon escort elazığ escort ordu escort kütahya escort ısparta escort rize escort maraş escort yalova escort giresun escort yozgat escort tokat escort şanlıurfa escort sivas escort batman escort erzurum escort sinop escort kırşehir escort karaman escort kırıkkale escort bolu escort amasya escort niğde escort uşak escort edirne escort çorum escort osmaniye escort zonguldak escort van escort erzincan escort
Bugun...


Metin KÜLÜNK

facebook-paylas
PCR Tecrübesi
Tarih: 25-09-2021 00:15:00 Güncelleme: 25-09-2021 00:15:00


Pandemi süreci bize çok şey öğretti; öğretmeye de devam ediyor. Salgınla mücadele konusunda farklı teklifler ve itirazla duyuldu, duyulmaya devam ediyor.
 
Dünyanın geldiği nokta “salgın devam ediyor; ancak kontrol altında!” süreci… 
 
Tamam. Fakat iki şeyi elden bırakamayız ve bu iki konuda farklı seslere, tekliflere hem kulak vermeliyiz hem de “maksimum verim” almak için sahayı yönetirken bu iki şeyi öncelemek zorundayız.
 
Peki nedir bu elden bırakamayacağımız iki şey: Gerçek bilgi ve Siyasi sorumluluk.
 
Gerçek bilgi taleplerini “Bilim kurulu ne diyorsa; odur!...” veya sahayı siyasi sorumlulukla yönetmek için getirilen önerileri “Bilim kurulunun gündeminde yok!” diyerek ne örtebiliriz, ne erteleye biliriz ne de yok saya biliriz. Kaldı ki, PCR cihazının tespit gücü hakkında bile bizzat üreticinin şerhleri duruyor.
 
Buna rağmen "Bilim kurulu" deyip herşeyin içinden çıkmaya kalkarsak;  o zaman bilim kuruluna “Yürütme Organı” rolü vermiş oluruz. Veya bilim kurulu, günlük hayatı zora sokmakla sonuçlanacak bir sürü karara imza atmış olur.
 
Hiç bir şartta bilim kurulunun kendini yürütme yerine koymasına izin veremeyiz.
 
Bilim Kurulu bilimsel çalışmaları yürütmeye iletmenin  ötesinde kendisi bilim üzerinden siyaseti dizayn edici ya da pozisyon aldırıcı rol biçemez.
 
Örneğin; PCR testi uygulaması. PCR testi “Bu hasta kovid!...” demiyor sadece; aynı zamanda “hayatını 14 günlüğüne durdur!...” sürecini başlatıyor.  Yani karantina süreci… Peki bunda ne var; diyemeyiz…
Çünkü Kovid teşhisi olmuş bir hasta 14 gün sonra günlük hayatına dönmek istediğinde; kendini iyi hissettiğinde “Bu cihaz beni tekrar pozitif gösterir!” diye tercih etmeye biliyor. Peki “PCR testi olmayan karantinadan çıkamaz!” uygulaması yaptığımızda bu süre bir aya ulaştığında; Karantina altında olanın ekmeği, iş hayatı, sorumlulukları için biz dönüp vatandaşa “Bilim kurulu kararı!... Bizi ilgilendirmez!” diye bilir mi, iktidar ve devlet!... diyemez.
 
Vatandaşa “PCR testi pozitif çıkan bir süreliğine bizim vatandaşımız olmayacak!...” diye bilir mi. Tabi ki diyemez… 
O zaman PCR testi  yaparak hastayı bilmek ile PCR testini gerekçe gösterip bir süreliğine hayatı durdurmak arasında fark olmalı. 
 
Daha açık söyleyelim!
Devlet kovid hastasını bilmekle karantina süresini yönetmek arasındaki farkı onca tecrübeden sonra artık bilmiş ve çözmüş olması gerekir. Tıpkı aşı yaptırmayanı  bilmek ile aşısız olanın hayatına müdahale arasındaki farkı bilmesi gerektiği gibi.
 
Dolayısıyla siyaset bilginin gercekliğini dikkate alır,ancak siyasal sorumluluğunu asla teslim etmez edemez.
 
Oysa Bilim kurulu ısrarla bu iki pratiği ayırt etmeyi reddediyor, teşhis*tedavi ile ilgileneceğine teşhis-politika denklemine yöneliyor.
 
BİLİM KURULU teşhis-politika denklemine yönelmek ve yönetmek isterse bu tutumları küresel tekellerin ve güçlerin aşı üzerinden insanlığa yapılan operasyonlarına araç olmakla sonuçlanır
 
Örneğin yeri geldiğinde hastaya “şu belirtiler olmadıkça PCR gerek yok veya Hastaneye gelme!...” diyeceksiniz; hem de gelip PCR testi yapan pozitif çıktığında sanki bir süreliğine vatandaşlıktan men edilmiş gibi kamusal alan yasaklısı haline dönüştürülüyor.
 
Oysa milyonlarca insan şu an hayatın içinde ve normalleşme gerçekleşiyor; ve bunu PCR testine borçlu değiliz. Aksine PCR  sadece teşhis sürecinde bir olası  cihazdır; kamu düzeni cihazı hiç değil!... Pratikte de görüldüğü üzere; vatandaşımıza güvenilirse; PCR ile tedavi arasındaki ilişkiyi vatandaş hemen benimsiyor ve gereğini yapıyor. Ancak iş karantina süreleri ve yönetmeye geldiğinde bir esneklik, seçenek olmazsa, hayatı durdur talimatına dönülürse, o zaman hem süreç zor yönetiliyor hem de bilgi kirliliği artıyor.
 
İnanıyoruz ki Sağlık Bakanlığımız bunca tecrübeden sonra PCR-Tedavi süreci ile Karantina-Hayatı Yönetme arasındaki farkı dikkate alarak kararlar alır ve uygular.
 
Fikirler, öneriler de PCR cihazına sorarak değerlendirilmiyordur inşallah.


Bu yazı 45 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI